BİLGİSAYAR VİRÜSLERİ

16/4/2009 ·

Dosya virüsleri [değiştir]

Dosya virüsleri, asalak ya da yürütülebilir virüsler olarak da bilinen ve kendilerini yürütülebilir dosyalara (sürücü ya da sıkıştırılmış dosyalara) tutturan ve konak program çalıştırıldığında etkinleşen kod parçaçıklarıdır. Etkinleştikten sonra , virüs kendini diğer program dosyalarına tutturarak yayılabilir ve programlandığı şekilde kötü niyetli faaliyet gösterebilir. Birçok dosya virüsü kendilerini sistem hafızasına yükleyip sürücüdeki diğer programları araştırarak yayılır. Bulduğu programların kodlarını virüsü içerecek ve gelecek sefer program çalıştığında virüsü de etkinleştirecek şekilde değiştirir. Virüs tüm sisteme ya da bulaştığı programı ortak kullanan sistemlerin tüm alanlarına yayılana dek defalarca bunu yapar. Yayılmalarının yanı sıra bu virüsler hemen ya da bir tetikleyici vasıtasıyla etkinleşen tahrip edici bir tür bileşeni bünyelerinde barındırırlar. Tetikleyici özel bir tarih , virüsün belirli bir kopyalama sayısına ulaşması ya da önemsiz herhangi bir şey olabilir. Randex, Meve and MrKlunky dosya virüslerine verilebilecek birkaç örnektir.

Önyükleme sektörü virüsleri [değiştir]

Önyükleme sektörü sabit diske ait tüm bilgilerin saklandığı ve bir program vasıtası ile işletim sisteminin başlatılmasını sağlayan yerdir. Virüs , her açılışta hafızaya yüklenmeyi garantilemek amacıyla kodlarını önyükleme sektörüne yerleştirir. Bu , belki de , günümüzde sayıca azalmalarının da nedeni olmuştur. Programların disketler ile bir bilgisayardan diğerine taşındığı dönemlerde önyükleme virüsleri büyük bir hızla yayılıyordu .Ancak CD-ROM devrinin başlamasıyla , CD-ROM içerisindeki bilgilerin değiştilemez ve kod eklenemez olmasından ötürü, bu tür virüslerin yayılımı durdu. Önyükleme virüsleri hala var olsa da yeni çağ zararlı yazılımlarına nispeten çok nadirler. Yaygın olmamalarının diğer bir sebebi ise işletim sistemlerinin artık önyükleme sektörlerini koruma altına almasıdır. Polyboot.B ve AntiEXE önyükleme virüslerine örnektirler.

Çok parçalı virüsler [değiştir]

Çok parçalı virüsler önyükleme sektörü ve dosya virüslerinin birleşimidir. Bu virüsler CD/DVD ya da disket gibi virüsle enfekte olmuş ortamlar ile gelir ve hafızaya yerleşirler. Akabinde sabit diskin önyükleme sektörüne taşınırlar. Sektörden de sabit diskteki yürütülebilir dosyalara (.exe) bulaşır ve tüm sistem boyunca yayılırlar. Günümüzde çokparçalı virüsler pek bulunmamakta, fakat en parlak çağlarında, farklı bulaşma tekniklerini birleştirmelerinin sağladığı kabiliyetler büyük problemlere neden olmaktaydı. En bilinen çok parçalı virüs Ywinz'dir.

Makro virüsler [değiştir]

Makro virüsler, makrolar içeren çeşitli program ya da uygulamalarca yaratılmış dosyalara bulaşan virüslerdir. Microsoft Office programınca yaratılan Word belgeleri, Excel elektronik çizelgeleri, PowerPoint sunumları, Access veritabanları, Corel Draw, AmiPro uygulamalarınca yaratılmış dosyalar vs. etkilenen dosya tipleri arasındadır. Makro virüsler işletim sisteminin değil ait olduğu uygulamanın dilinde yazıldığından platform bağımsızdırlar ve uygulamayı çalıştırabilen tüm işletim sistemleri (Windows, Mac vb.) arasında da yayılabilirler. Uygulamalardaki makro dillerinin süreki artan kabiliyetleri ve ağlar üzerinde yayılma olasılıkları bu türden virüsleri büyük tehdit haline getirmektedir. İlk makro virüsü Microsoft Word için yazılmış ve 1995 Ağustos'unda tespit edilmişti.Bugun binlerce makro virüsü bulunmakta. Relax, Melissa.A ve Bablas makro virüs örnekleridir.Çoğalma bakımından worm(solucan)lara benzerler ama işlev yönünden farklılık gösterirler.

Ağ virüsleri [değiştir]

Ağ virüsleri, yerel ağlarda ve hatta İnternet üzerinde hızla yayılmak konusunda çok beceriklidir. Genelde paylaşılan kaynaklar, paylaşılan sürücüler ya da klasörler üzerinden yayılırlar. Bir kez yeni bir sisteme bulaştıklarında, ağ üzerindeki potansiyel hedefleri araştırarak saldırıya açık sistemleri belirlemeye çalışırlar. Savunmasız sistemi bulduklarında ağ virüsü sisteme bulaşır ve benzer şekilde tüm ağa yayılmaya çalışırlar. Nimda ve SQLSlammer kötü nam salmış ağ virüslerindendir.

Eşlik virüsleri [değiştir]

Eşlik virüsleri [1] , konak dosyalarına tutunmuş değillerdir ancak MS-DOS'u suistimal edebilirler. Bir eşlik virüsü geçerli .EXE (uygulama ) dosyalarına ait isimleri kullanan genelde .COM nadiren .EXD uzantılı yeni dosyalar yaratmaktadır. Eğer kullanıcı belirli bir programı çalıştırmak için komut konsoluna sadece programın ismini yazıp .EXE uzantısını yazmayı unutursa DOS, ismi ve uzantıları aynı olan dosyalardan uzantısı sözlükte önde görünen dosyanın çalıştırılmak istendiğini varsayıp virüsü yürütecektir. Örneğin kullanıcı dosya adı.COM (virüs dosyası) ve dosya adı.EXE (yürütme dosyası) adlı iki dosyaya sahip olsun ve komut satırına sadece dosya adı yazmış bulunsun. Uzantılar incelendiğinde sonuç olarak dosya adı.com yani virüs dosyası yürütülecektir. Virüs yayılacak ve atanmış diğer görevleri yaptıktan sonra kendisiyle aynı isime sahip .exe dosyasını çalıştıracaktır. Böylece kullanıcı büyük ihtimalle virüsün ayırdına varamayacaktır. Bazı eşlik virüslerinin Windows 95 altında ve Windows NT'deki DOS öykünücüleri üzerinde çalışabildiği bilinmektedir. Yol eşlik virüsleri geçerli sistem dosyaları ile aynı ada sahip dosyalar oluşturur ve dizin yolu içinde bulunan eski virüsleri yenileri ile değiştirir. Bu virüsler MS-DOS komut istemini kullanmayan Windows XP'nin kullanıma sunulması ile giderek seyrekleşmişlerdir.

Yazılım bombaları [değiştir]

Yazılım bombaları, gerekli şartlar oluşana dek atıl durumda kalan ve özel bir kodu işleyen yazılımlardır. Şartların olgunlaşması kullanıcıya mesajlar göstermek ya da dosyaları silmek gibi belirli fonksiyonları tetikleyecektir. Yazılım bombaları bağımsız programların içerisinde barınabildikleri gibi virüs ya da solucanların parçaları da olabilirler. Belirli sayıdaki konağı etkiledikten sonra etkinleşen yazılım bombaları örnek olarak verilebilir. Saatli bombalar, yazılım bombalarının alt kümeleri olup belirli tarih ya da zamanda etkinleşecek şekilde programlanmışlardır. Saatli bombalara ünlü Friday the 13th virüsü örnek verilebilir.

Cross-site scripting virüsleri [değiştir]

Bir cross-site scripting virüsü (XSSV) çoğalabilmek için cross-site betik açıklarını kullanan virüslerdir. Bir XSSV yayılabilmek için web uygulamaları ve web tarayıcılarına ihtiyaç duyduğundan simbiyoz tip virüstür. Aslında xss bir virüs değil, sistem açığıdır. Php tabanlı sitelerde görülür.id= değişkeninden sonra kullanılan zararlı kod ile açık çağrılır. Açık bulunursa site adminine açıklı link yollanması ile cookieleri çalınabilir. Bu açık hotmailde de vardır bu yüzden mail güvenliği açısından gelen her adres açılmamalıdır

Sentineller [değiştir]

Sentineller oldukça gelişkin virüs tipi olup yaracısına bulaştığı bilgisayarları uzaktan kullanma yetkisi verir. Sentineller bot , zombi ya da köle adı verilen bilgisayarların oluşturduğu ve Hizmeti engelleme saldırısı gibi kötü niyetli amaçlarda kullanılacak geniş ağlar yaratmada kullanılırlar.

Virüslerin, makinenize bulaşma ya da makinenizde etkin halde olmadan saklanma yolları pek çoktur. Ancak etkin olsun ya da olmasın virüslerin başıboş bırakılması çok tehlikelidir ve ivedi şekilde sorun halledilmelidir.

Diğer zararlı yazılımlar [değiştir]

Geçmişte bir bilgisayarı zor durumda bırakabilecek tek yöntem zararlı taşıyan disketleri bilgisayara yerleştirmekti. Yeni teknoloji çağının başlamasıyla, artık, neredeyse her bilgisayar dünyanın geri kalanına bağlanmış durumda. Dolayısıyla zararlı bulaşmalarının kaynak yerlerini ve zamanlarını kesin olarak tespit etmek gün geçtikçe zorlaşıyor. Bunlar yetmezmiş gibi bilgisayar çağında yeni tür zararlı yazılımlar türemiş durumda. Günümüzde virüs terimi, bir bilgisayarı zararlı yazılımlarca saldırıya maruz bırakacak tüm değişik yöntemleri belirtmekte kullanılan genel bir terim halini almıştır. Açıklanan virüs tiplerinin dışında günümüzde yenice karşılaştığımız problemler bulunmakta.

Truva Atları [değiştir]

Truva atları ilgi çekici görünen ama aslında aldatmaya yönelik zararlı dosyalardır. Sistemde var olan dosyalara kod eklemektense ekran koruyucu yüklemek, emaillerde resim göstermek gibi bir işle iştigal oldukları izlenimi uyandırırlar. Ancak, aslında arka planda dosya silmek gibi zararlı etkinlikler gerçekleştirmektedirler. Truva atları bilgisayar korsanlarının bilgisayarınızdaki kişisel ve gizli bilgilerinize ulaşmalarına imkân tanıyan gizli kapılar da yaratırlar.

Truva atları aslında sanılanın aksine virüs değillerdir çünkü kendilerini çoğaltamazlar. Bir Truva atının yayılması için saklı bulunduğu email eklentisinin açılması ya da Truva atını içerir dosyanın internet üzerinden bilgisayara indirilip yürütülmesi gerekir.

Hizmeti engelleme saldırısı Truva atları [değiştir]

Hizmeti engelleme saldırısı (Denial of service attacks) Truva atlarının dayandığı temel düşünce kurbanın bilgisayarındaki İnternet trafiğini bir web sitesine ulaşmasını veya dosya indirmesini engelleyecek şekilde arttırmaktır. Hizmeti Engelleme Saldırısı Truva atlarının bir başka versiyonu mail-bombası Truva atlarıdır ki ana amaçları mümkün olabildiğince çok makineye bulaşmak ve belirli email adreslerine aynı anda filtrelenmeleri münkün olmayan çeşitli nesneler ve içerikler ile saldırmaktır.

Vekil sunucu Truva atları [değiştir]

Bu türden Truva atları kurbanın bilgisayarını vekil sunuculara çevirir. Bu yolla, kurban bilgisayarı riskli internet servislerine anonim ulaşım için kullanılmak üzere tüm dünyanın erişimine açıktır. Saldırgan kurban bilgisayarını kullanarak alan adı kaydı yapabilir, yetişkin içerikli sitelere çalıntı kredi kartları ile erişebilir ve kanunsuz birçok işi iz bırakmadan gerçekleştirebilir.

FTP Truva Atları [değiştir]

Bu tür Truva atları en basit ve artık modası geçmiş Truva atlarıdır. Yaptıkları tek şey FTP transferleri için kullanılan 21. portu açmak ve herkesin bilgisayarınıza bağlanabilmesine imkân tanımaktır. Bu türün yeni versiyonları sadece saldırganın sisteminize ulaşmasını sağlayan parola korumalı yapıdadırlar. Aslına bakarsanız Trojan'ın modası geçmiş virüs olmasına karşılık halen kullanımı yaygındır.Bu tür virüsler sizin sisteminize girmeleriyle kalmaz gerekli bilgilerinizi çalabilirler,kredi kartı numaralarını ve buna benzer bir çok şey yapabilirler. Günümüz teknolojisi bunu engelleyecek bir çok program üretmiştir.

Yazılım Tespit Engelleyiciler [değiştir]

Bu Truva atları makinenizi koruyan popüler antivirüs ve firewall yazılımlarının çalışmalarını engelleyerek saldırganın sisteminize erişimine olanak tanır. Yukarıda belirtilen Truva atı tiplerinden birini ya da birkaçını birden içerecek yapıda olabilir.

Solucanlar [değiştir]

Bilgisayar solucanları çoğalan, bağımsız şekilde çalışabilen ve ağ bağlantıları üzerinde hareket edebilen programlardır. Virüs ve solucanlar arasındaki temel fark çoğalma ve yayılma yöntemleridir. Bir virüs çalışmak için konak ya da önyükleme sektörü dosyalarına ihtiyaç duyarken, makineler arası yayılım için gene taşıyıcı dosyalara gereksinim duyar. Oysa solucanlar kendi başlarına bağımsız şekilde çalışabilir ve bir taşıyıcı dosyaya ihtiyaç duymadan ağ bağlantıları üzerinde yayılabilirler. Solucanların yarattığı güvenlik tehditleri bir virüsünküne eşittir. Solucanlar sisteminizdeki elzem dosyaları tahrip etmek, makinenizi büyük ölçüde yavaşlatmak ve bazı gerekli programların çökmesine neden olmak gibi bütün olası zararları yaratabilme yeteneğindedirler. MS-Blaster ve Sasser solucanları en tanınış solucanlara örnektirler.

Casus yazılımlar [değiştir]

Casus yazılımlar, reklam destekli yazılımları nitelemekte kullanılan diğer bir terimdir. Paylaşılan yazılımları üreten yazarlar, program içerisinde reklam yayınlatarak ürünü kulanıcıya satmadan da para kazanabilirler. Piyasadaki birçok büyük media şirketi yazarlara reklam bantlarını yazılımlarına yerleştirmelerini önerir ve reklam bantları sayesinde satılan her ürün için belirli bir oranda komisyon vermeyi vaat eder. Eğer kullanıcı yazılımdaki reklam bantlarını can sıkıcı buluyorsa, lisans ücretini ödediği takdirde banttan kurtulmanın imkânına erişir. Bu bantları üreten reklam şirketleri, ek olarak internet bağlantınızı sürekli kullanarak internet kullanımınıza ait istatistiki bilgileri sizin bilginiz dahilinde olmadan reklam verenlere gönderen bazı izleme programlarını sisteminize yüklerler. Yazılımlara ait gizlilik politikalarında hassas ve tanımlayıcı verilerin sisteminizden toplanmadığı ve kimliğinizin belli olmayacağı belirtilse de kişisel bilgisayarınızı bir sunucu gibi çalışarak size ait bilgileri ve internet kullanımınıza ait alışkanlıklarınızı 3. kişi ya da kurumlara göndermektedir.

Casus yazılımlar ayrıca bilgisayarınızı yavaşlatmakla, işlemci gücünün bir kısmını kullanmakla, uygunsuz zamanlarda sinir bozucu pop-up pencereleri ekrana getirmekle ve anasayfanızı değiştirmek gibi İnternet tarayıcısı ayarlarınızı değiştirmekle ünlüdürler. Ek olarak yasal olmayan bu tür yazılımlar büyük bir güvenlik tehditi oluşturmakta ve sisteminizden temizlenmelerinin hayli güç olması virüsler kadar baş belası olabileceklerini açıkça göstermektedir.

Bilgisayar virüslerinin etkileri [değiştir]

Bazı virüsler uygulamalara zarar vermek, dosyaları silmek ve sabit diski yeniden formatlamak gibi çeşitli şekillerde bilgisayara zarar vermek amacıyla programlanmışlardır. Bazıları zarar vermektense, sadece sistem içinde çoğalmayı ve metin, resim ya da video mesajları göstererek fark edilmeyi tercih ederler. Bu zararsızmış gibi gözüken virusler kulanıcı için problem yaratabilir. Bilgisayar hafızasını işgal ederek makineyi yavaşlatabilir, sistemin kararsız davranmasına hatta çökmesine neden olabilirler. Ek olarak birçok virüs, hata (bug) kaynağıdır ve bu hatalar sistem çökmelerine ve veri kaybına neden olabilir.

Virüs teriminin kullanımı [değiştir]

Bilgisayar virüsü terimi, biyolojik muadilinden türetilmiş olup onunla aynı mantıkta kulanılmaktadır. Tam olarak doğru olmasa da virüs terimi genelde Truva atı ve solucan da dahil olmak üzere tüm zararlı çeşitlerini ifade edecek şekilde kullanılmaktadır. Günümüzde en tanınmış antivirüs yazılım paketleri tüm saldırı çeşitlerini savunabilecek yapıdadır. Bazı teknoloji topluluklarında virüs terimi , küçümsemek maksadıyla, zararlı yazıcılarını da belirtecek şekilde kullanılır.

Virus terimi ilk olarak 1984'te Fred Cohen tarafından hazırlanan Experiments with Computer Viruses adlı tez çalışmasında kullanılmış ve terimin Len Adleman ile birlikte türetildiği belirtilmiştir. Ancak daha 1972'lerde David Gerrold'e ait When H.A.R.L.I.E Was One adlı bir bilim-kurgu romanında, biyolojik virüsler gibi çalışan VIRUS adlı hayali bir bilgisayar programdan bahsedilmiş. Gene bilgisayar virüsü terimi, Chris Claremont'in yazdığı ve 1982 yılında basılmış Uncanny X-Men adlı çizgi romanda geçmiş. Dolayısıyla Cohen'in virüs tanımlaması akademik olarak ilk kez kullanılsa da terim çok önceden türetilmişti.

Tarih [değiştir]

İlk olarak 1948 yılında John Von Neuman tarafından kendini kopyalayabilen bilgisayar programı fikri ortaya atılmıştır.

Elk Cloner adlı bir program labaratuvar ya da bilgisayar dışında üretilmiş olup ilk bilgisayar virüsü olarak tanımlanmıştır. Rich Skrenta tarafından 1982 yılında yazılan virüs Apple DOS 3.3 işletim sistemine bulaşıp disketler vasıtasıyla yayılmıştır. Bu virüs aslında bir lise öğrencisi tarafından hazırlanan bir tür şaka idi ve oyun dosyaları içerisine gizlenmişti. Oyunu 50. çalıştırmada virüs salınıyor ve akabinde boş bir ekranda Elk Cloner adlı virüs hakkında bir şiir gösterilerek bulaşma işlemi tamamlanıyordu.

"Bilgisayar Virüsü" konulu ilk doktora tezi 1983 yılında hazırlandı.

İlk PC (Kişisel Bilgisayar) virüsü (c)Brain adında bir önyükleme sektörü virüsü idi ve 1986 yılında Pakistan'ın Lahore şehrinde çalışan Basit ve Amjad Farooq Alvi isimli iki kardeş tarafından yazılmıştı. Kardeşler virüsü, resmi olarak, yazdıkları yazılımın korsan kopyalarını engellemeye yönelik hazırlamışlardı. Ancak analizciler bir tür Brain türevi (varyant) olan Ashar virüsünün, kodlar incelendiğinde aslında Brain'den önce yaratıldığını iddia etmekteler.

Bilgisayar ağlarının yaygınlaşmasından evvel, birçok virus çıkarılabilir ortamlar, özellikle disketler, vasıtasıyla yayılmaktaydılar. Kişisel bilgisayar devrinin ilk günlerinde birçok kullanıcı bilgi ya da programları disketler ile bir bilgisayardan diğerine taşımaktaydılar. Bazı virusler bu disketlerde bulunan programlara bulaşarak yayılmaktaydılar. Bazıları da kendilerini önyükleme sektörlerine yükleyerek bilgisayar çalıştırılır çalıştırılmaz etkin hale geçmeyi amaçlamaktaydılar.

Geleneksel bilgisayar virüsleri de 1980'lerde kişisel bilgisayarların hızla yayılması sonucunda bilgisayarlı bilgi sistemlerinin ve modemlerin kullanımındaki artış sonucunda yazılım paylaşımı sıklaştı. Bilgisayarlı bilgi sistemleri (BBS) sayesinde yazılımların paylaşımı Truva atlarının yayılmasına katkıda bulunurken, çok kullanılan yazılımları etkileyecek özel virüsler yazılmaya başlandı. Gene paylaşılan yazılımlar (Shareware) ve kaçak yazılımlar, BBS'ler üzerinde virüslerin yayılımı için kullanılan genel taşıyıcılardı. Bir tarafta korsanlar, ticari yazılımların yasal olmayan kopyalarını pazarlarken, iş çevreleri de virüslerin açık hedefleri haline gelmiş güncel uygulamaları ve oyunları güvenli kılmakla uğraşmaktaydılar.

1990'ların ikinci yarısından itibaren makro virüsler sıklaştı. Bu türden virüslerin birçoğu Word ve Excel gibi birçok Microsoft programını etkileyebilen betik dillerinde hazırlanıyorlardı. Bu virusler Microsoft Office ile yaratılmış belge ve elektronik çizelgelere bulaşmaktaydı. Word ve Excel Mac OS üzerinde de çalışabildiklerinden bu virusler Macintosh bilgisayarlara da yayılmaktaydı. Bu türden virüslerin bir çoğu virus bulaşmış email gönderme yetisinde değildiler. Email yoluyla yayılım gösteren virüsler Microsoft Outlook Com arayüzününün avantajını kullanmaktaydılar.

Makro virüsler özellikler tespit programları için problem teşkil etmektedir. Örneğin Microsoft Word'ün bazı sürümleri makroların ek boş satırlar ile çoğalmalarına izin vermekteydi. Bazı makro virüslerin de aynı şekilde davranmalarından ötürü normal makrolar yanlışlıkla yeni bir virüs olarak tanımlanmaktaydı. Bir başka örnekte ise iki makro virüsü aynı anda belgeye bulaştığında, ikisinin birleşimi çiftleşme olarak algılanıyor ve muhtemelen ebeveynden ayrı yeni bir virüs olarak tespit ediliyordu.[2]

Bir bilgisayar virüsü hazır mesajlaşma üzerinden de gönderilebilir. Virüs bulaştığı makineyi kullanarak bir web adresi linkini kişiler listesindeki tüm şahıslara hazır mesaj olarak gönderebilir. Mesajı alan kişi arkadaşından (ya da herhangi bir güvenilir kaynaktan) geldiğini düşündüğü linke tıklarsa, ulaşılan sitede bulunan virüs bilgisayara bulaşabilir ve yukarıda bahsedilen yöntemi kullanarak diğer kurban bilgisayarlara yayılabilir.

Kasım 2001'de Outlook ve Outlook Express'teki güvenlik açığını kullanan "Badtrans" solucanı, virüslerin bulaşması için virüslü e-posta eklentileri açılmalıdır tezini çürüttü.

Yeni tür bilgisayar virüsleri cross-site betik virüsleridir. Virüs araştırmalar sonucunda ortaya çıkarılmış ve 2005 yılında akademik olarak sunumu yapılmıştır. Virüs yayılmak için cross-site scripting açığını kullanmakta . 2005 yılından bu yana birçok cross-site scripting virüsü örneği gözlendi. Etkilenen belli başlı siteler arasında Myspace ve Yahoo bulunmakta.

Neden bilgisayar virüsleri yapılır ? [değiştir]

Biyolojik virüslerin aksine bilgisayar virüsleri kendi başlarına evrimleşemezler. Bilgisayar virüsleri ne kendiliğinden var olabilirler ne de yazılımlardaki hatalardan (bug) türeyebilirler. Programcılar ya da virüs yapma yazılımı kullanan kişiler tarafından üretilirler. Bilgisayar virüsleri ancak programlandığı etkinlikleri gerçekleştirmeye muktedirdir.

Virüs yazıcılarının zararlıyı üretme ve yayma amacı çok çeşitli nedenlere dayandırılabilir. Virüsler araştırma projeleri amaçlı , şaka amaçlı , belirli şirketlerin ürünlerine saldırmak amaçlı, politik mesajları yaymak amaçlı veya kimlik hırsızlığı, casus yazılım ve saklı virüs ile haraç kesme gibi yöntemlerle finansal kazanç sağlamak amaçlı yazılabilmektedir. Bazı virüs yazıcılar ürettiklerini sanat yapıtı olarak görmekte ve virüs yazmayı bir tür yapıcı hobi olarak tanımlamaktalar. Ek olarak birçok virüs yazıcısı, virüslerin sistemler üzerinde tahrip edici etkiler göstermesinden yana değildir. Çoğu yazıcı saldırdıkları işletim sistemini bir zihin egzersizi ya da çözülenmeyi bekleyen bir mantık sorusu olarak görmekte ve antivirüs yazılımlarına karşı oynanan kedi fare kovalamacasının kendilerini cezbettiğini belirtmekteler. Bazı virüsler iyi virüsler olarak addedilir. Bulaştıkları programları güvenlik açısından geliştirilmeye zorlar ya da diğer virüsleri silerler. Bu tür virüsler çok nadirdir ve sistem kaynaklarını kullanır, bulaştıkları sistemlere yanlışlıkla zarar verebilir ve bazen diğer zararlı kodların bulaşması ile virus taşıyıcı hale gelebilirler.

Zayıf yazılmış bir iyi virüs gene yanlışlıkla zarar veren forma dönüşebilir. Örneğin iyi bir virüs hedef dosyasını yanlış tanımlayabilir ve masum bir sistem dosyasını yanlışlıkla silebilir. Ek olarak, normalde bilgisayar kullanıcısının izni olmadan işlemektedir. Kendini sürekli çoğaltan kodlar ek problemlere de neden olduklarından iyi niyetli bir virusun , kendisini çoğaltmayan ve problemi halledebilecek geçerli bir programa kıyasla sorunu ne derece çözebileceği kuşku uyandırmaktadır. Kısaca virüs yazarları aleminin genelini belirtecek bir nitelemenin çıkarımı zordur.[3]

Birçok hukuk sahasında herhangi bir bilgisayar zararlısını yazmak suç sayılmaktadır.

Bilgisayar virüsleri diskler ve veri hatları gibi elektronik ortamlarla sınırlanmamıştır. Virüs, bir bilgisayardan diğer bilgisayara olan yoluna basılmış mürekkeple, insan gözündeki ışık ışınlarıyla, optik sinir iletileriyle ve parmak kas kasılmalarıyla devam edebilir. Bir virüs programının kodlarını basarak okuyucularının ilgisine sunan bir bilgisayar meraklıları dergisi geniş bir kesimce kınanmıştır. Aslında, virüs programları hakkında herhangi bir çeşit ‘Nasıl yapılır’ bilgisi yayınlanarak, belirli tip çocuksu zihinlerin virüs fikrine dikkatlerinin böylesine çekilmesi, haklı bir şekilde sorumsuz hareket olarak görülür.


Richard Dawkins - Bir Şeytan'ın Papazı

Çoğalım stratejileri [değiştir]

Bir virüsün kendini çoğaltabilmesi için virüsün yürütülmeye ve hafızaya yazılmaya izinli olması gerekir. Bundan ötürü birçok virüs kendilerini geçerli programların yürütülebilir dosyalarına tuttururlar. Eğer bir kullanıcı virüs bulaşmış programı başlatmaya kalkarsa, ilk olarak virüsün kodu çalıştırılır. Virüsler yürütüldüklerinde gösterdikleri davranışlara göre iki çeşide ayrılırlar. Yerleşik olmayan virüsler hemen tutunacakları başka konaklar ararlar, bu hedeflere bulaşır ve nihayetinde bulaştıkları programa kontrolü bırakırlar. Yerleşik virüsler yürütülmeye başladıklarında konak aramazlar. Bunun yerine yürütümle birlikte kendilerini hafızaya yükler ve kontrolü konak programa bırakırlar. Bu virüsler arka planda etkin kalarak, virüs bulaşmış program dosyalarına erişen her programın dosyalarına ya da işletim sisteminin kendisine bulaşırlar.

Yerleşik olmayan virüsler [değiştir]

Yerleşik olmayan virüslerin keşfedici modül ile çoğaltıcı modülden oluştukları düşünülebilir. Keşfedici modül virüsün bulaşması için kullanılacak yeni dosyalar aramakla yükümlüdür. Keşfedici modülün karşılaştığı her yürütülebilir dosyaya çoğaltıcı modül çağrılmak suretiyle virüs bulaştırılır.

Basit virüsler için çoğaltıcının görevleri şunlardır:

  • 1. Yeni bir dosya aç
  • 2. Dosyaya önceden virüs bulaştırılıp bulaştırılmadığını kontrol et (eğer bulaştırlımış ise keşfedici modüle geri dön)
  • 3. Virüs kodunu yürütülebilir dosyaya tuttur.
  • 4. Yürütülebilir dosyanın başlangıç noktasını kaydet.
  • 5. Yürütülebilir dosyanın başlangıç noktasını yeni eklenen virus kodunun başlatma alanına yönlendir.
  • 6. Eski başlatma alanını virüs yürütülür yürütülmez o alana yayılacak şekilde virüse kaydet.
  • 7. Yürütülebilir dosyadaki değişiklikleri kaydet.
  • 8. Virüs bulaşmış dosyayı kaydet.
  • 9. Çoğaltıcı modülün virüs bulaştıracaği dosyalar bulabilmesi için keşfedici modüle geri dön .

Yerleşik virüsler [değiştir]

Yerleşik virüsler yerleşik olmayan virüslerdeki örneğine benzer bir çoğaltıcı modül içerirler. Ancak yerleşik virüslerde çoğaltıcı modülü çağıran keşfedici modül bulunmamaktadır. Onun yerine, virüs yürütüldüğü vakit çoğaltıcı modül hafızaya yüklenir ve böylece işletim sistemi belirli tip bir görevi her seferinde uygularken çoğaltıcı modülün de yürütülmesi sağlanır. Örneğin işletim sistemi bir dosyayı her seferinde yürütürken çoğaltıcı modül çağrılabilir. Bu durumda virüs bilgisayarda yürütülmekte olan tüm uygun programlara bulaşabilir.

Yerleşik virüsler, bazen hızlı bulaşıcılar ve yavaş bulaşıcılar olmak üzere alt kategorileri ayrılabilirler. Hızlı bulaşıcılar olabildiğince çok dosyayı infekte etmeye çalışırlar. Örneğin, hızlı bulaşıcı ulaşılan her potansiyel konak dosyasına virüs bulaştırabilir. Bu durum antivirüs programları için özel bir problem oluşturmaktadır, çünkü virüs tarayıcısı sistem genelinde tarama yaptığında sistemdeki tüm potansiyel konak dosyalarına erişecektir. Eğer virüs tarayıcısı sistem hafızasında virüsün bulunduğunu tespit edemez ise virüs, virüs tarayıcısını arkadan takip ederek tarama için erişilen tüm dosyalara bulaşacaktır . Hızlı bulaşıcılar, sisteme yüksek hızda yayılmalarına bel bağlarlar. Bu metodun sakıncası virüsün birçok dosyaya bulaşması ve kendisinin tespitini bir anlamda kolaylaştırmasıdır. Çünkü sistem hafızasını işgal eden virüsler giderek makineyi yavaşlatacak ve şüphe uyandıran eylemler gerçekleştirerek antiviruüs yazılımları tarafından fark edileleceklerdir. Yavaş bulaşıcılar ise konak dosyalarını nadiren infekte edecek şekilde tasarlanmışlardır. Örneğin, bazı yavaş bulaşıcılar sadece kendilerini kopyaladıklarında dosyalara tutunurlar. Yavaş bulaşıcılar aktivitelerini sınırlayarak tespit edilmekten sakınmaya çalışırlar. Bilgisayarı fark edilebilir şekilde yavaşlatmaları olası değildir ve şüphe uyandıran davranışları tespit eden antivirüs yazılımlarını tetiklememek için ellerinden geleni ardlarına koymazlar. Yavaş bulaşma ile tüm sisteme yayılma yaklaşımı bu tür viruslerin amaçlarına ulaşmalarına imkân vermemiştir.

Tespitten korunma yöntemleri [değiştir]

Kullanıcılar tarafından tespit edilmeyi güçleştirmek adına virüsler bazı aldatmacalar kullanmaktadır. Özellikle MS-DOS platformundaki bazı eski virüsler, konak dosyaya bulaşıp içeriği değiştirmelerine rağmen, son değiştirme tarihinin özellikle değişmeden kalmasını sağlarlar.

Ancak bu yaklaşım ile antivirüs yazılımlarını aldatamazlar.

Bazı virüsler, ulaştıkları dosyaların büyüklüklerini değiştirmeden ve dosyaya zarar vermeden bulaşırlar. Bunu yürütülebilir dosyadaki kullanılmayan alanların üzerine yazarak gerçekleştirirler. Bu türden virüsler boşluk virüsleri olarak adlandırılırlar . Örneğin bir zamanlar büyük tahribata neden olmuş Chernobyl virüsü taşınabilir yürütülebilir dosyaları etkiler çünkü bu tür dosyalarda çok sayıda boşluk bulunmaktadır. 1 KB boyutundaki virüs, dosyalara bulaştığında dosya büyüklükleri değişmeyecektir.

Bir kısım virüsler antivirüs programları kendilerini tespit etmeden evvel bazı antivirüs program görevlerini sonlandırarak tespiti engellemeye çalışırlar.

Bilgisayarlar ve işletim sistemleri gelişip karmaşıklaştıkca eski tip saklanma yöntemlerinin güncellenmeleri ya da yenileriyle değiştirilmeleri gerektiği açıktır.

Olta dosyalarından ve diğer istenmeyen konaklardan sakınma [değiştir]

Bir virüs yayılıma devam edebilmek için mutlaka bir konağa tutunmalıdır. Bazı durumlarda konak programına bulaşmak iyi bir fikir değildir. Örneğin bazı antivirüs programları bütünlük kontrolu yaparak kendi kodlarını incelerler. Dolayısıyla bu türden programlara tutunmak virüsün açığa çıkmasına neden olacaktır. Bundan ötürü bazı virüsler, antivirüs programlarının parçaları oldukları bilinen bir kısım programlara tutunmayacak şekilde tasarlanırlar . Virüslerin sakındıkları bir başka konak türü ise olta (bait) dosyalarıdır. Olta dosyaları, antivirüs programaları ya da antivirüs uzmanları tarafından virüsün bulaşmasına yönelik özel olarak hazırlanan dosyalardır. Bu dosyaların hepsi de virüsleri tespit etmeye yönelik olup çeşitli amaçlar için üretilmektedirler;

  • Antivirüs uzmanları olta dosyalarını virüs numunesi elde etmek için kullanırlar. Bir virüsü küçük olta dosyalarında saklamak ve incelemek, sistemdeki büyük programların dosyalarına bulaşmış virüsü incelemeye göre daha pratik olduğundan uzmanlar olta dosyalarını kullanırlar.
  • Antivirüs uzmanları olta dosyalarını virüs davranışlarını incelemekte ve olası tespit yöntemlerini değerlendirmekte kullanırlar. Bu , özellikle virüsün çok şekilli olduğu durumlarda çok işe yaramaktadır. Bu durumda virüsün hazırlanan çok sayıda olta dosyasına bulaşması amaçlanır. Virüs bulaşmış tüm olta dosyaları, bir virüs tarayıcısının tüm virüs versiyonlarını tespit edip edemediğini değerlendirmede kullanılabilir.
  • Bazı antivirüs yazılımları da düzenli erişilen olta dosyalarını kullanmaktadır. Bu olta dosyalarında değişiklik olduğunda antivirüs yazılımı kullanıcıyı, sistemde etkin bir virüs bulunabileceği konusunda uyarır.

Olta dosyaları, virüsleri tespit etmekte ya da tespit etmeyi kolaylaştırmakta kullanıldıklarından , bir virüs bu türden dosyalara bulaşmayarak kendine fayda sağlayabilir. Virüs bunu anlamsız komutlar içeren küçük program dosyaları gibi, şüpheli görünen programlardan uzak durarak gerçekleştirir.

Virüsler için oltalanmadan sakınmanın bir diğer yolu da seyrek bulaşmadır. Bazen seyrek bulaştırıcılar , diğer şartlar altında tutunmaya uygun bir aday olabilecek konak dosyasına tutunmazlar. Örneğin bir virüs herhangi bir konak dosyasına bulaşıp bulaşmamaya rastgele bir şekilde karar verebilir ya da konak dosyalarına haftanın belirli günlerinde bulaşmayı tercih edebilir.

Kaçaklık [değiştir]

Bazı virüsler, antivirüslerin işletim sistemine aktardığı bazı istekleri durdurarak antivirüs yazılımını kandırmaya çalışırlar. Bir virüs, antivirüs yazılımının işletim sistemine ilettiği dosyayı okuma isteğinin doğru hedefe ulaşmasını engelleyebilir ve hatta isteği kendine yönlendirmek suretiyle antivirüsten saklanmayı başarabilir. Virüs, daha sonra aynı dosyanın temiz bir versiyonunu antivirüse sunarak dosyanın temiz gibiymiş görünmesini sağlar. Modern antivirüs yazılımları virüslerin bu türden gizlenme tekniklerine karşı koymaya çalışmaktadır. Kaçaklığı engellemenin tek yolu sistemi temiz olduğu bilinen bir ortamdan önyüklemektir.

Şekil değiştirmeler [değiştir]

Birçok antivirüs yazılımı, sıradan programların dosyalarını virüs imzalarını kontrol ederek taramakta ve muhtemel virüsleri bulmaya çalışmaktadır. Bir virüs imzası belirli tip virüsü ya da virüs ailesini belirten özel byte numunesidir. Eğer virüs tarayıcısı incelenen dosyalar içinde böyle bir numune ile karşılaşır ise kulanıcıyı virüs hakkında bilgilendirir. Kullanıcı bu durumda dosyayı silebilir ya da virüsten arındırabilir. Bazı virüsler, virüs imzaları ile tespit edilmeyi güçleştirecek ya da imkânsız hale getirecek teknikler kullanır. Bu türden virüsler her bulaşım esnasında kodlarını değiştirmektedir.Dolayısıyla her konak virüsün farklı bir versiyonunu bünyesinde bulundurmaktadır.

Basit şekil değiştirmeler [değiştir]

Geçmişte virüsler kendilerini basit şekillerde değiştirebiliyorlardı. Örneğin virüsler, kaynak kodlarında yer alan ve görevleri benzer altprogram ünitelerini değiş tokuş etmekteydi. 2+2 yapısındaki bir virüs takas sonunda 1+3 forumuna dönerken işlevinde herhangi bir değişiklik olmuyordu. Günümüzde bu durum gelişmiş virüs tarayıcılar için bir problem oluşturmuyor.

Değişken anahtarlar ile şifreleme [değiştir]

Daha gelişmiş bir yöntem ise virüsü basit şifreleme yöntemleri ile saklamaktı. Bu durumda virüs, ufak bir şifre çözücü modül ile virüs kodunun şifrelenmiş bir kopyasından oluşmaktaydı. Her dosya bulaşmasında virüs faklı bir anahtar ile şifreleniyor olsa da virüsün sürekli sabit kalacak tek bölümü, virüsün son bölümüne iliştirilen çözücü modül olacaktır. Bu durumda virüs tarayıcı virüs imzalarını kullanarak virüsü tespit edemeyecektir, ama sabit olan çözücü bölüm tespit edilerek virüsü dolaylı yollar ile bulmanın imkânı vardır.

Genel olarak virüslerin uyguladıkları çözücü teknikleri basitti ve büyük çoğunlukla her byte'ı ana virüs dosyasında saklanan rastgele hale getirilmiş anahtar ve Xor takısı ile birleştirmek suretiyle elde ediliyordu. Şifreleme ve çözme düzenlerinin aynı olmasından ötürü Xor uygulmalarının kullanılması virüse ek avantaj sağlıyordu. (a XOR b = c, c XOR b = a.)

Çokşekilli Kod

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Web Tasarımı HTML Kodları ve Kullanımları:

16/4/2009 ·

1 Web Tasarımı HTML Kodları ve Kullanımları:

1.1 Temel bileşenler: html, head, title, meta ve body

Web tasarımı yaparken bir WEB sayfasının ilk karşılaşacağımız standart bileşenleri şunlardır:

ve : sayfanın başlangıç ve bitişini belirtir.

ve : sayfanın başlık bilgileri 'title', 'meta' vs. buraya yerleştirilir.

ve : sayfanın içeriğinin ne olduğunun tanıtılmasında kullanılır. Sayfada görünmez ama Firefox ya da Internet Explorer bunu sayfayı tanımlamakta kullanır.

: sayfanın içeriği hakkında www tarayıcılarına bilgi sağlamak, arama motoru ve arama motoruna kayıt için gereklidir.




ve : sayfanın içeriğinin başlangıç ve bitişini belirtmekte ve sayfa hakkındaki genel tanımlamaları yapmakta kullanılır.

Yukarıdaki bu komutların, bir web sitesi içindeki sıraları aşağidaki gibidir. Bir yazı editörü (joe, pico, xedit, edit, notepad vs.) ile ilk örneğimizi yazarsak:



Bir HTML Denemesi


'Bu sayfa inşa halindedir', ya da 'this page is under construction' web sitelerinde ille de olması gerektiği düşünülen saçma yazılardır.

Aslında en basit web sayfası şöyle olabilir:


Benim neyim eksik?

sondaki '' yi koymasak dahi www sitesi gosterici programı (Firefox, Opera, IE, ...) bunu bir HTML sayfası olarak yorumlayacaklardır.

1.2 Renkler, body, font, ve h1..h6

Önceki örnekte '' diye, aşağıdakinin basitlestirilmiş biçimini kullanmıştık:

Burada font ile kullanilan genel yazıların rengi,
bgcolor ile arkaplan rengi,
text ile tanımsız yazıların rengi,
link ile üzerine gelince el hareketi çekilen yazıların rengi,
vlink ile de seçilmis bağların rengi belirlenir.

renk belirtmek için o rengin İngilizce adı ya da RGB değerleri onaltılık sistemde verilir. RGB deki sıraya göre 00-FF arası üç değer kullanılır. Hepsi sıfır ise hiçbir renkten karıştırılmaz. hepsi FF ise her renk maksimum oranda kullanılır ve beyaz elde edilir.
Örneğin salt bir kırmızı #FF0000 ile elde edilir.

ve arasındakı yazılar belirtilen renkte yazılır.

ve

den
ve
ya kadar standard yazı tiplerinden biri seçilerek yazı yazılır. h1 ile belirtilenler h6 ile tanımlananlardan daha büyüktür.

örneğin:


Sayfa başlığı için uygun büyüklükte harfler


Bu harfler sanırım yazı için yeterliler


Gözleriniz bozuk değilse, ve her gün A vitamini alıyorsaniz bu yazı sizin için okunabilir olmalı.


1.3 Yazıları biçimlendirmek: kalın, yatık, ortalanmış, vs. ...

Önceki web tasarımı örneğinde

,

, ... ile yazıların büyüklüklerini ayarlamanın basit bir yolunu görmüştük. HTML web sayfamızın yazılarına biraz daha kişilik kazandırmak için aşağıdaki komutları da kullanabiliriz.

ve arasındaki yazılar koyu görünür.

ve arasındaki yazılar ise italik basılır.

ve arasındaki yazılar ise yanıp söner.

ve
arasındaki yazılar ortalanır.

 ve 
ile sınirlanan yazıların göruntüsünde ayarlama yapılmaz. Yani birden fazla boşluk varsa bunlar bir tane olacak şekilde azaltılmaz.

paragraf başı yapmak için kullanılır.


bir satır atlamak için kullanılır.


bir çizgi çeker.

1.4 Sayfada resim göstermek

En basit şekliyle, bir sayfaya resim koymak için aşağıdaki komut şu şekilde;

...

kullanılır.

Burada dosya-adı gösterilecek grafik dosyasının (png, gif ya da jpg tipinde) bulunduğu yer ve adıdır. Bağlanılan html sayfası ile aynı dizinde bulunan resimler için yer adı belirtmeye gerek yoktur.

Alt ile ise lynx kullanıcılarının görebileceği bir açıklama yazmış oluruz.

Align ile de resmin konumunu belirleriz.

Örneğin:

ile resmin sağa yanaşık olarak çizilmesini sağlarız. 'right' yerine 'left', 'center', 'middle' gibi konum bildirici bir başka sözcük de kullanılabilir.

Ayrıca yukarıdakilere ek olarak 'border', 'width', 'height' belirteçlerini de içinde kullanabiliriz. Bunlardan 'border='i kullanarak resmin çerçevesini belirleriz; border=0 dersek hiç çerçeve çizilmez.

Width ve height ile resmin boyutlarını belirleyebiliriz. Bunlardan sadace birini verirsek, resmin boyutu orantılı olarak çizilecektir. Yani demişsek, ve de resmimiz aslında 100 nokta genişliğinde 50 nokta yüksekliğinde idiyse, ekrana 300 nokta eninde ve 150 nokta yüksekliğinde çizilecektir. Her iki değeri de (width=... height=...) kullanmışsak, resmin oranını istediğimiz gibi değiştirmek mümkün olur.

Bu arada, sayfanın internetten indirilirken hızlı gösterilmesini istiyorsak, her resmin width ve height özelliklerini kullanmalıyız. Bu sayede browser (gösterici) programınız resimlerin yüklenmesini beklemeden çevrelerine yazıları yerleştirebilecektir.

Sayfanın hızlı geliyor gibi görünmesini sağlamanın bir yolu da 'lowsrc' belirtecini içinde kullanmak. Web tasarımı yaparken eğer kullandığımız resimlerin bir de bulanık/niteliksiz/siyah-beyaz ama az yer tutan bir benzerini daha yapar, ve bunu [resim] şeklinde tanımlarsak, ilk önce hizliresim.gif yüklenip gösterilecektir. Bu sayede bulanık iken yavaş yavaş netleşmeye başlayan resimler belirir sayfamızda. Bunun yararı ise sayfanıza bakan kişinin çabuk karar vermesini sağlıyor olmasındadır.

1.5 HTML sayfasına bağ (link) yerleştirmek

ve : HTML'nin temeli olan bu komutlarla bağ (link) yapılır.

Açıklama Biçiminde kullanılır.

Açıklama denilen kısım ister yazı ister bir grafik ya da herhangi bir nesne olabilir. "hedef bağ" kısmı ise yerel kaynakları gösteren bir dosya adı ya da uzak bir makinedeki bir başka nesneyi (yazı, grafik, video vs.) gösteren bir bağ (link) olur.

Bu linkler, mevcut internet araçlarından biridir.
Örneğin:
http:// ftp:// telnet:// gopher:// news:// bu araçlardan bazılarıdır.

Bunu kullanırken;

yazarak, telnet aracını bir bağ (link) olarak sayfamıza yerleştirmiş oluruz.

Ya da;

Neye Benzediğimi Görmek İçin Buraya Bas

Yukarıda adı geçen resim bu web sayfası ile aynı dizinde (directory) olmalıdır.

Başka şekilde örnekler ise:

Windows95 için Uygulama dosyaları

NetNews'in C64 bilgisayarlarına ilişkin tartışmaları

Ve, internetin en gözde kullanımı: bir web sayfasından başka bir web sayfasına bağlanma:

Türkiye'de nükleer enerji tartışmaları

dikkat ettiyseniz yukarıdaki örnekte sayfanın hangi dizinde oldugu (...ilker/nukleer/") belli ama hangi dosyada oldugu yazılmamış. Böyle bir durumda web sunucu program dosyanın adının 'index.html' olduğunu öngörür.

Kendi dizininizdeki bir sayfa için:

İnsan Hakları Derneği ve pişmiş tavuk için buraya tıklayabilirsiniz.

1.6 Bağlar yardımıyla etkileşimli kullanım örneği

Web sitesinde bir bağa (link) ard arda tıklamak yoluyla, slow motion biçiminde ardışık resim gösterebilirsiniz. Bu kullanım en basit şekliyle bir Bilgisayar Destekli Eğitim sayfasında kullanılabilir. Amaç, kullanıcıya konuyu belli bir sırayla vermek ve konu içindeki ilişkilerin anlaşılmasını kolaylaştırmak.

Bunu yapmak için, önce tek bir resim ve o resmin link olarak tanımlandığı bir web sayfası tasarımı yapmalısınız:


sayfa1








sonra da ikinci sayfa da hazırlanmalı:


sayfa2








... bu şekilde devam edilir.

ve ilk sayfa yüklendikten sonra resmin üstüne tıklandığında ikinci sayfa ve içindeki resim yüklenir.

İyi hazırlandığında, bu basit HTML kullanım şekli ile web-design-programcılığına (Java, cgi-bin, ...) bulaşmadan da etkili 'sunu' ve 'anlatılar' yapılabilir.

1.7 Ekran düzenine ilişkin daha çok komut:

... : Aradaki yazılar cols= ile belirtilen sütunlara ayrılarak ekrana basılırlar. Sadece Netscape3.0 ve üstünde çalışır. Sütun içindeki yazının sütunun ne kadarını kaplayacağını width parametresi ile belirtiriz. gibi. Burada boşluğu yüzde yerine piksel olarak da verebiliriz. Ayrıca iki sütun arasındaki boşluğu da gutter parametresi ile veririz: yazılar...

: Bununla paragraf başları için boşluk bırakmak mümkün. Örneğin
ile 48x48 piksellik bir boş kare alan yaratmis oluruz. Burada block yerine vertical ya da horizontal kullanmak da olası. Ayrica, ile 320x200'luk bir boşluk yaratıp bunu ekranda sağa dayatmış oluruz. Gene align komutundan sonra right, left, center, absmiddle gibi diğer konum belirteçlerini kullanabiliriz.

   : 1 karakterlik boşluk bırakmak için kullanılır. Basit tablolar yapmak için kullanılabilir. Örneğin, aşağıdaki boşluklar yerine   kullanırsak hizalı görünür:



  yıl   ay   gün

  ---   --   ---


 

1.8 Sayfalarda tablo kullanımı

  Genel kullanım:

 



sütun 1 yazıları sütun 2 sütun 3.....
2.satirin 1. sütunu2. sütunu3. sütunu

  Tablolar satırlar ve sütunlar şeklinde ayrilmış hücrelerden oluşuyor. Her yeni satıra başlamak için etiketini, her yeni sütun için ise etiketini kullanıyoruz.

  Bir örnek web tasarımı ile incelersek:

 






Bellek tipleri FPM
EDO
SDRAM
DDR RAM
RAMBus
Disk tipleri MFM/RLL
ATA IDE
ULTRA ATA
SCSI
İşlemci tipleri RISC
CISC

  Burada 2x3'lük bir tablo oluşturduk. Tablomuz 1 pixel kalınlığında çerçeveye sahip (border=1), tablo sayfada 200 pixel genişliğinde yer tutacak (width=200), hücreler arası 2 pixel boş ve 2 pixellik bir kalınlık efektimiz var (cellspacing ile cellpadding).

  Örnekte hücre genişliklerin yazı uzunluğuna göre otomatik ayarlanmamsı için genişlikleri kendimiz belirledik (width="50%"). Bunu pixel olarak da belirlememiz mümkündü: ile.

  Hücreler içindeki yazıların nasıl yerleştirileceğini ise align="yer" ile belirtiyoruz. Burada "yer" yerine "top", "bottom", "left", "right" ve "center" kullanabiliriz.

  Ve eğer, bir hücrenin iki hücre genişliğinde veya yüksekliğinde olmasını istiyorsak colspan ve rowspan seçeneklerini de kullanıyoruz. Önceki örneğe bir başlık ekleyecek olursak:

  Bilgisayar Ana Bileşenleri

  Tabloları içiçe de kullanmamız mümkün. Bu şekilde bir kullanımla bir www sayfasındaki resim ve yazıları tam istediğimiz gibi konumlandırmamız mümkün olur.

 

1.9 Basit bir HTML sayfası için gereken son noktalar

Daha önce kısaca değinildiği gibi, ilk yüklenecek sayfanın adı standart olarak 'index.html' olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla ilk sayfanızı bu şekilde adlandırırsanız;

http://www.physics.metu.edu.tr/~filker/ilksayfa.html

yerine

http://www.physics.metu.edu.tr/~filker/ gibi, daha kısa olan, bir adres kullanabilirsiniz.

2 İleri düzey bilgilerden seçmeler

2.1 Sayfalara 'meta' komutu ile kimlik vermek

Web sayfamızın Google, MSN Search, Slurp, Gigablast, Didikle vs. gibi tarayıcı programlar tarafından içeriğine uygun olarak dizinlerine aktarılmasını istiyorsak, komutunu kullanmak uygun duser. Ayrıca, gene bu komut sayesinde sayfamıza bağlanani bir başka www adresine yönlendirebilir, bu yolla bir takım hareketli sayfalar dahi hazırlayabiliriz.

. Sayfanın kimliği:

Sayfayı tanımlamak için üç ayrı meta komutu yeterli. Bunlarla sayfa hakkında kısa bir paragraf, anahtar sözcük listesi, ve sayfayı hazırlayanin adını verebiliriz.

content="Bu sayfada, Tüsiad raporunun üniversitelerde
gerçekleştirdiği değişim sonucunda, üniversitelerin birer
"bilgili-öğretim-işçisi" makinesi durumuna gelmesi
tartışılmaktadır.">

Yukarıda, sayfamızı kısaca tanıtmış olduk. Bu yazı, tarama sonucunda arayan kişiye gösterileceği için kısa, öz, ve içeriğe uygun olması gerekir.

Tarayıcılar artık sayfanın tümünde geçen sözcüklere ve bu sözcüklerle ilgili diger sözcüklere bakarak arama yapsa da, sayfanızın hangi ölçütlere göre aranması gerektiğini sizden iyi kimse bilemez. Onun için, sayfayı tanımlayan anahtar sözcukleri de şu şekilde verebiliriz:

content="üniversite, gelecek, tüsiad, öğrenim, öğretim, eğitim, 21. yüzyıl, Türkiy,e sermaye, yönetim, etki, rektör, özerk">

Ve, son kimlik bilgisi olarak sayfadan sorumlu kişiyi belirtiriz:

content="İlker Fıçıcılar">

Hazırladığımız bütün sayfalara bu türden kimlik vermeyi alışkanlık haline getirirsek, interneti araştırmaları için bir kaynak olarak kullananlara epey yardım etmiş oluruz.

. Sayfa yönlendirme:

Eğer yakında www adresimiz geçersiz olacaksa ve, yeni bir web hosting adresine şimdiden taşınmışsak, bunu kullanıcalara önceden duyurmalı ve onları yeni adrese yönlendirmeliyiz. Bunun için eski sayfamızı şu şekilde değiştirebiliriz.:


Ilker's CBM Projects
content="3;url=http://www.geocities.com/SiliconValley/Vista/5666/">





This page is moved to a new address

http://www.geocities.com/SiliconValley/Vista/5666/




If your browser does not direct you to the new address in 3 seconds, then please

click here
.



Bu ornekte diyerek, www gösterici programına yeni bir sayfa yüklemesini istediğimizi belirtiyoruz.

Bu yüklemeyi kaç saniye sonra yapması gerektiğini '' yazısı ile belirliyoruz. Buradaki '3' yerine saniye cinsinden herhangi bir süre belirtebilirsiniz. '0' yazarsanız, doğal olarak hemen diğer sayfayı yüklemeye başlar.

Yönelinen sayfanın adresi de, ' ... content="saniye; url=http://...">
biçiminde veriliyor.

Yukarıdaki örneğin gerekli kısmını bir daha yazarsak:

content="3;url=http://www.geocities.com/SiliconValley/Vista/5666/">

Evet, burada kendi isteğimize göre değistirecegimiz, yalnızca iki yer var: 3 sayısı ve url= işaretinden sonraki adres kısmı.

. Basit sayfa canlandırma

Eğer, yukarıdaki gibi bir 'meta' komutu içeren ardışık bir düzen içeren ayrı ayrı sayfalar hazırlarsak, ve 'meta' komutunun adres kısmına sıradaki sayfanın adresini verirsek, hayal gücümüz ölçüsünde hareketli web sayfaları tasarımı yapabiliriz.

Örneğin birisi sayfamıza bağlandığında, ekranda 3 2 1 şeklinde bir gerisayim görmesini ve ardından asıl sayfanın yüklenmesini istiyorsak, şu şekilde sayfalar hazırlarız:

Diyelim ki, http://www.physics.metu.edu.tr/~filker/
adresine bağlanılmasını istiyoruz. Bu durumda index.html dosyasına '3' sayısını koyup bu sayfayı sıradaki '2' rakamını içeren sayfaya yönlendiririz. En sonunda da hiç bir yönlendirme içermeyen asıl sayfamıza geliriz. Dolayısıyla, 'index.html' , 'A.html' , ' B.html' , ' asil.html' adlarında dört sayfa hazırlamamız yeterli olacaktır:

index.html için:


content="1;url=http://www.physics.metu.edu.tr/~filker/A.html">





3



A.html için:


content="1;url=http://www.physics.metu.edu.tr/~filker/B.html">





2



B.html için:


content="1;url=http://www.physics.metu.edu.tr/~filker/asil.html">





1



ve son olarak asıl sayfamızı hazırlarız:

asil.html :




Bu sayfa 'WWW Sayfama Hoş Geldiniz' yazısı içermemektedir :-)


...
...
vs.





sayfayı en son 28 Şubat 2000 tarihinde web hosting firması ftp'siyle güncelledim.



Biraz, zor ve yavaş olsa da bu şekilde animasyonlar (canlandırma), TV yayıncılığı (bir arkaplan programı ile sürekli yeni resimler ve yeni bir index.html hazırlayarak), ve anlık bilgi sunumu ( borsa fiyatları ) gerçekleştirilebilir. Ama basit resim canlandırmaları için sanırım 'animated gif' türü '.gif' dosyaları daha uygun duşer.

2.2 Resimlerde 'MAP' kullanarak yapılan web tasarımı

Map'ler bir resmin değişik yerlerine tıklandığında değişik bağların yüklenmesi veya değişik bir cgi-bin işinin yapılması olarak tanımlanır.

Burada kullanacağımız resmin '.gif' biçiminde olması gereklidir. Sayfanın içinde bu resmi tanımladığımız '

. Resmin betimi:

ISMAP, resmin bir harita olduğunu.
usemap="..." hangi usemap html kodu tanımını kullanması gerektiğini, www gösterici programına söylüyor.

. Usemap tanımı:







name ile belirttiğimiz isim 'shape belirteci ile dikdortgen, daire, ya da poligon tanımlayabiliyoruz. Dikdörtgenin koordinatlarını: X-sol_ust,Y-sol_ust,X-sag_alt,Y-sag_alt biçiminde 'coords="..." ' kısmında belirtiyoruz. 'href="..." ' bölümü ise bu dikdortgen alana tıklanıldığında neyin yüklenmesi gerektiğini söylüyor.

web sitesi alanında bir çember için X-merkez,Y-merkez,R-yarıçap biçiminde koordinat tanımlıyoruz.

www sayfası poligonu tanımlarken sırayla her bir köşenin X,Y biçiminde koordinatlarını html kodları içine giriyoruz. Dikkat etmemiz gereken husus, poligonun noktalarını saat-yönünde tanımlamamız gerektiğidir. Ayrıca poligonu kapamaya da tarayıcı programlar arasında uyumsuzluk nedeniyle dikkat etmeliyiz. Yukarıdaki üçgen örneğini incelemek aslında poligon tanımı yapabilmek için yeterli. Üçgen için dört nokta kullandık (dördüncü ilkinin dibinde). Aynı zamanda bu üçgenin X,Y betimlemeleri de saat-yönünde girilmiş (noktaları kağıt üzerinde yaklaşık olarak işaretlerseniz bu 'saat-yönü' kavramını daha iyi anlayabilirsiniz).

son olarak da '' ile resmin diger bölgelerine tıklanıldığında hiç bir sey yapılmaması gerektiğini söylüyoruz.

Evet bir 'harita' tanımı için gerekenler bu kadar.

2.3 Dinamik HTML ile Web Tasarımı

Aşağıdaki örnekte, mouse yazının üzerine geldiğinde, tıklamaksızın yazı değişir:

onmouseout="detay.style.display='none'">Flash Haber


Yorum ( yok ) Yorum yaz!

CAN DÜNDAR

5/4/2009 ·

Ay tutulurken... yolda...   
 

Ufuk çizgisinde biten bereketli toprakların karanlığında, upu­zun bir yoldaydık geçen hafta...ve dolunay, buğulu bir ki­tabe gibi gökte asılıydı.

Nur yüzlü bir yol arkadaşıydı gece boyunca... Duru ve sakin izledi bizi; daldıkça camı yalayan kirpiklerimiz­den öperek, şefkatle...

Yol boyu tenimizi parlatan ışık sa­ğanağı, nehir kenarlarında pul pul yakamozlanıyor, meltem estikçe kavak yapraklarında yanıp sönen bir ateşböceği kafilesine dönüşüyordu.

Ne zaman başımızı kaldırsak orada mağrur ve sessiz parıldıyordu; eteklerinden puslu haleler sa­çan sihirli bir gümüş lira gibi...

Arada eflatun bir bulutun arkasına çekilip gizleniyor ve orada birkaç dakikada bütün mahcubiyetinden soyunmuşcasına cüretkâr, bu kez çırılçıplak bir raksa başlıyordu semada...

Kutsal kitapların yazdığı gibi, tanrının geceye de hükmet­mek üzere yarattığı bir büyülü ışıktı o...

Çevresi yıldızlarca kuşatılmıştı, onun kadar parlayamadığına yanan... ve biz yol boyu, hüzünlü şiirler damıttık gözalıcı ışığından...

Gerçi Fuentes'in dediği gibi, üzerinde o adamlar gezindi­ğinden beridir bizim romantik hayallerimizin tanrıçası olma özelliğini yitirmişti kısmen, ama hâlâ öyle güzel, öyle baştan çıkarıcıydı ki...

Gece boyunca ilham verdi hepimize; bayram şekeri tadın­da, ilk öpücük heyecanında... ve eski bir şarkı olup yerleşti di­limize; "Dün gece mehtaba daldım hep, seni andım/öyle bir an geldi ki, mehtap... seni sandım".

 

* * *

 

Sonra birden bastırıverdi kasvet...

Kalleş bir gölge, ağır ağır sokuldu dolunayın nurdan yüzü­ne... ve birkaç dakika içinde kara bir şal gibi tamamen örttü üzerini gece güneşinin...

Bir süre kıvranıp durdu ay ışığı, sonra tutulup kaldı ani­den...

Ölü bedenlere can veren o ürpertici buğusu hoyratça gölge­lendi.

Karanlık, hükümranlığını ilan etti dağ yamaçlarında... Boz­kır, siyaha teslim oldu.

Ay tutuldu, dilimiz tutulmuşcasına şaşırtarak bizi..

Aydınlık yüzü keder bulutlarıyla gölgelenirken, gözümüzü semaya dikip paylaştık sancısını...

Okşadık bakışlarımızla; doğum anında bir annenin terli saçlarını okşarcasına...

Öyle masum, öyle sessiz çekiliverdi ki başucumuzdan, daha kirpiklerimizdeki nemi kurumadan ışıklı busesinin, yokluğu­nun boşluğuna yuvarlandık ıssız bir yol ortasında, yapayal­nız...

Efkârlandık mahrumiyetinden...

Aya tutulduk, ay tutulurken...

Yollarda esmer tenli adamlar silah sıktı ayın karanlık yüzü­ne doğru; kurşun dökercesine gökkubbenin uğursuz mührü­nün üzerine... ve çocuklar teneke çaldı dolunayın ruhunu kurtarmak için, kara büyücünün elinden...

Bense durumu açıklarken "aydan dede"sini kaybetme telaşındaki oğluma; ne kara büyücülerden sözettim; ne de geze­gen sisteminden: "Güneşe tutkunmuş dolunay" dedim; "lakin karalar bağlamış, aralarına dünya girince..."

İzahat ne kolay, konu aşka gelince...

 

* * *

 

Gördünüz ya; yok bu yazının bir mesajı...

Sadece dolunaya övgü için yazıldı.

... o dolunay ki, yoldaşı geceyarısı hasretliklerinin... ilhamı sevda sözcüklerinin...

O dolunay ki, yüzyılda bir gölgelenir yüzü...

Eh, haketti bu kadarcık sözü...

>
Ê
7
5
 


Yorum ( yok ) Yorum yaz!

BLOG GÜVENLİĞİ

4/4/2009 ·

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

ŞİİR

26/3/2009 ·




:AEAE:
sesi soluğu kesilmiş bir aşkın ortasından yürüyoruz
acılarımızı saramayacak kadar uzağız artık

kirpiklerimizde beslenen düşler,
yeni doğacak sevgililere miras
düşünüyorum da,
belki biz sevgiyi değil, hep ayrılığı büyüttük seninle
çıplak bedenlerimizden akan özlemler yanılttı bizi
yağmur yağarken anımsadığın ben değil,
yalnızlığındı belki de
ve ben yalnızlığını bile özledim desem,
beni duyamayacak kadar sessizsin artık

nakaratındayım anıların
beni bu gece dehlizlere sürükleyen Timur Selçuk,
babasının şarkılarını söylüyor
öyle hüzünlü, öyle hasret, öyle tutkulu
ben de senin şarkılarını söylüyorum
is gibi, sus gibi, öyle vurgulu
kaçırıp getireyim kendimi yanına bir an için desem,
sana sarılamayacak kadar yorgunum artık

dağınıklığını toparlarken odamın,
elimde kaldı bir kitabın içinden düşen resmin
göz göze geldik bir an,
gözlerinde "seni seviyorum" bakışın
kara çalılar ardına saklanan sinsi bir isyan kaşıdı yüreğimi
resimlerde kalacak kadar yabancı değildik o zaman
her şeyden önce dostumdun,
ıslak hüznümü bile varlığınla gülümsetebildiğim
şimdi gözlerinde yeniden kulaç atmak istiyorum desem,
mavilerinde yüzemeyecek kadar bitkinim artık

nerede yanlış yaptığımı itiraf etmedi aşk
ilam kağıtları birikmiş bir sevda duluyum
şarkıların sakiliğini tek başıma yapıyorum,
rakı makamına göre kadehe doluyor
bilirsin işte, artık sevmek istemeyen kadınlık halleri
an geliyor,
kalbim kanatlanıp göğüs kafesine girmek istiyor desem,
semalarında süzülemeyecek kadar yaralıyım artık

ağdalı sevdim seni ama yapışkan değil
sevmek çekip gitmekti gerektiğinde, bunu bildim
sadece şiirlerimde konuşabildim, bağıra..çağıra
kızdın ve kırıldın sitemlerimin tavşan dudaklarına belki ama
sevdim seni, ayazda..boranda
ah o sadekâr ellerin bedenime yeniden dokunsa desem,
ellerini bedenimde tutamayacak kadar titriyorum artık

bir kedi gözlerimin içine baktı
ruhumdan bir deniz geçti, dalgaları göğsüme çarpttı
antika bir fincanda iç çekişlerim kaldı
gül kurusu perdeler, mutluluğuma kapandı
anılar dudaklarımı öptü, dudaklarım sızladı
çok zaman sonra sen de öp beni desem,
öpüşlerimiz bizi yakacak kadar sıcak değil artık

...ve sen, her şeye rağmen gelip, "seni seviyorum" desen,
bu iki kelimeden ölesiye korkuyorum artık..
pelin onay

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

« Önceki ::